Demokratik Katılım Grubu
2026 Yılı Seçim Programı
Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik, siyasal ve toplumsal koşullar her geçen gün daha ağır bir hal almaktadır. Yoksullaşma, güvencesizlik, eşitsizlik, adaletsizlik ve geleceksizlik duygusu toplumun bütün kesimlerinde derinleşirken, sağlık alanı da bu tablonun en yakıcı biçimde hissedildiği alanlardan biri olmaya devam etmektedir.
Sağlık hizmeti kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılmakta, sağlık kurumları piyasa mantığıyla yönetilmekte, hekimlik mesleği değersizleştirilmekte, meslektaşlarımız güvencesizliğe, şiddete, yoksulluğa ve tükenmişliğe mahkûm edilmektedir.
Hepimiz biliyoruz ki bugün yaşadığımız sorunlar tesadüfi değildir. Sağlık alanında yıllardır sürdürülen ve iktidarın “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adını verdiği politikalar, sağlığı piyasa dinamiklerine teslim etmeyi amaçlamaktadır. Bu politikalar, nitelikli sağlık hizmetini zayıflatmış, koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana itmiş, çalışma barışını bozmuş, eğitimden hizmet sunumuna kadar her alanda ciddi aşınmalar yaratmıştır. Halkın nitelikli sağlık hizmeti alma hakkı her geçen gün daha fazla tehdit altına girmektedir.
Böyle dönemlerde biz hekimlere düşen görev; mesleğimizin birikimine, hekimlik değerlerine, dayanışmaya, demokrasiye, laikliğe, eşitliğe, barışa ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmaktır. Meslek odamızı, meslektaşlarının sözüne kulak veren, sorunlarına temas eden, mücadeleyi büyüten ve topluma karşı sorumluluğunu unutmayan güçlü bir örgüt haline getirmektir.
Demokratik Katılım Grubu olarak bizler, hekimlerin özlük haklarını savunmanın, iyi hekimlik değerlerini korumanın, sağlık hizmetinin kamusal niteliğini güçlendirmenin, meslektaşlarımız arasındaki dayanışmayı büyütmenin ve halkın sağlık hakkı için mücadele etmenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini biliyoruz.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey umutsuzluk değil; örgütlü duruş, dayanışma ve mücadeledir. İstanbul Tabip Odası’nın birikimine, meslektaşlarımızın iradesine ve hekimliğin toplumdan yana değerlerine yaslanarak bugünü ve geleceği birlikte kurabileceğimize inanıyoruz.
Bu inançla, 2026 seçimlerinde tüm meslektaşlarımızı ortak sözümüzü büyütmeye, meslek odamıza sahip çıkmaya ve Demokratik Katılım Grubu etrafında buluşmaya çağırıyoruz.
Tıp fakülteleri nitelikli tıp ve uzmanlık eğitimini gerçekleştirebilecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır!
Tıp eğitimi, piyasacı sağlık politikalarının yarattığı tahribattan bağımsız düşünülemez. Sağlık hizmetinin sayısal çıktılara, performansa ve işletme mantığına göre düzenlenmesi, tıp fakültelerini de bilimsel üretimin, nitelikli eğitimin ve kamusal sorumluluğun alanı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Plansız biçimde açılan tıp fakülteleri, yetersiz altyapı ve derinleşen öğretim üyesi eksikliği, eğitim niteliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Mevcut öğretim üyeleri ise artan hizmet yükü ve idari baskılar altında eğitim ve araştırmaya yeterli zaman ayıramamaktadır. Bilimsel yeterlik, liyakat ve akademik özerklik aşınmakta, tıp fakülteleri giderek artan biçimde hizmet yükünün baskısı altına sokulmaktadır.
Tıp eğitimi yalnızca tıbbi teknik bilgiyi aktarmak değildir. Tıp eğitimi; yaşadığı toplumu tanıyan, öncelikli sağlık sorunlarını bilen, koruyucu sağlık hizmetlerini önemseyen, eleştirel düşünebilen, etik değerlerle donanmış hekimler yetiştirecek bir içerikle örgütlenmelidir. Tıp fakültelerinin içinde bulunduğu bu sorunlar bir an önce çözülmeli; eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti arasındaki denge yeniden kurulmalıdır.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Tıp fakültelerinde bilimsel liyakati, akademik özgürlüğü ve özerkliği savunacağız.
- Plansız biçimde açılan, altyapı ve akademik kadro yetersizliği bulunan tıp fakültelerine karşı nitelikli tıp eğitimi ölçütlerini savunacağız.
- Öğretim üyesi eksikliğinin giderilmesi, eğitici kadroların güçlendirilmesi ve eğitim faaliyetlerine yeterli zaman ayrılmasının sağlanması için mücadele edeceğiz.
- Tıp fakültelerinin fiziksel, akademik ve mali altyapısının güçlendirilmesini talep edeceğiz.
- Tıp eğitiminde evrensel normlara uygun standartların sağlanmasını savunacağız.
- Eğitim kurumlarını yalnızca hizmet üretim alanı haline getiren anlayışa karşı çıkacağız.
- Öğrencilerin, asistan hekimlerin ve öğretim üyelerinin söz ve karar süreçlerine katıldığı demokratik bir eğitim ortamını savunacağız.
Üniversite hastaneleri eğitim, araştırma ve nitelikli sağlık hizmeti ekseninde yeniden yapılandırılmalıdır!
Üniversite hastaneleri, en zor vakaların tedavi edildiği, eğitimin, araştırmanın ve nitelikli sağlık hizmetinin birlikte yürütüldüğü alanlar olması gerekirken; bugün performans baskısı, döner sermaye rejimi, mali yetersizlikler ve artan hizmet yükü altında işlevsizleştirilmektedir. Eğitime ve bilimsel üretime ayrılması gereken zaman giderek daralmakta, araştırma faaliyetleri gerilemekte, üniversite hastaneleri giderek daha fazla günlük hizmet açığını kapatmaya zorlanan kurumlara dönüşmektedir. Akademik kadrolarda güvencesizlik, liyakatten uzak atamalar ve üniversite özerkliğini aşındıran müdahaleler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu durum yalnızca eğitim kurumlarını değil, halkın nitelikli sağlık hizmetine erişimini de zayıflatmaktadır.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Performansa dayalı ek ödeme ve döner sermaye baskısının kaldırılmasını savunacağız.
- Üniversite hastanelerinin mali sorunlarının piyasacı yöntemlerle değil, kamusal kaynaklarla çözülmesini talep edeceğiz.
- Eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti arasındaki dengenin yeniden kurulması için mücadele edeceğiz.
- Akademik kadrolarda liyakat ilkesinin esas alınmasını savunacağız.
- Üniversite özerkliğini aşındıran idari ve siyasal müdahalelere son verilmesini talep edeceğiz.
- Güvencesiz ve parçalı istihdam biçimlerine karşı güvenceli çalışma koşullarını savunacağız.
- Araştırma faaliyetleri için yeterli zaman, kaynak ve altyapı ayrılmasını talep edeceğiz.
- Üniversite hastanelerinin halkın sağlık gereksinimlerine yanıt veren kamusal kurumlar olarak güçlendirilmesini savunacağız.
Asistan hekimler için insanca çalışma koşulları ve nitelikli eğitim sağlanmalıdır!
Asistan hekimler, sağlık sisteminin en ağır yükünü taşıyan kesimlerden biridir. Uzun çalışma saatleri, nöbet yükü, mobbing, eğitim olanaklarının daralması, ücret adaletsizlikleri ve belirsiz gelecek duygusu, asistan hekimleri tükenmişliğe ve mesleğe yabancılaşmaya sürüklemektedir. Uzmanlık eğitimi alması gereken hekimler, çoğu zaman yalnızca hizmet açığını kapatmakla yükümlü emek gücü gibi görülmektedir.
Nitelikli uzmanlık eğitimi; yeterli eğitici kadrosu, düzenli eğitim faaliyetleri, güvenli çalışma ortamı ve insanca çalışma süreleri olmadan sürdürülemez. Asistan hekimlerin yaşadığı sorunlar yalnızca bir çalışma koşulu sorunu değil, aynı zamanda sağlık hizmetinin niteliği sorunudur.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Nöbet ertesi izin hakkının eksiksiz uygulanmasını savunacağız.
- Asistan hekimlerin eğitim hakkının güvence altına alınması için mücadele edeceğiz.
- Haftalık çalışma sürelerinin insanca sınırlar içine çekilmesini talep edeceğiz.
- Mobbinge karşı etkin önlem ve yaptırımların geliştirilmesini savunacağız.
- Asistan hekimlerin karar alma süreçlerine katılımını savunacağız.
- Eşit işe eşit ücret ilkesine uygun ücretlendirme talebini yükselteceğiz.
- Şiddete, baskıya ve güvencesizliğe karşı asistan hekimlerin yanında olacağız.
Genç uzman hekimlerin geleceksizlik duygusuna mahkûm edilmesine izin vermeyeceğiz!
Bugün genç uzman hekimler yalnızca düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle değil, aynı zamanda mesleki geleceklerinin belirsizliğiyle de karşı karşıyadır. Hekim emeğinin değersizleştirilmesi, liyakatsiz kadro politikaları, sağlıkta şiddet ve etik aşınma; genç hekimleri tükenmişliğe sürüklemekte, kendi ülkesinde hekimlik yapma iradesini zayıflatmaktadır.
Bizler biliyoruz ki genç hekimlerin tükenmişliği ve başka ülkelere göçü bireysel bir tercih değil; sağlıkta uygulanan politikalarla birlikte şekillenen siyasal ve toplumsal tablonun sonucudur. Göçen yalnızca hekimler değil, bu toplumun geleceğidir. Bu nedenle genç hekimlerin mesleklerine, ülkelerine ve geleceklerine güvenle bakabilecekleri bir ortam yaratılmalıdır.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Genç uzman hekimlerin güvenceli çalışma hakkını savunacağız.
- Adil kadro politikaları, liyakate dayalı atama ve yükselme süreçleri için mücadele edeceğiz.
- Mecburi hizmet, atama ve yer değiştirme süreçlerinde genç hekimlerin yaşam koşullarını ve mesleki gelişimini gözeten düzenlemeleri savunacağız.
- Emekliliğe yansıyan, insanca yaşamaya yetecek tek kalem ücret talebini yükselteceğiz.
- Genç uzman hekimlerin mesleki gelişim, eğitim ve akademik ilerleme olanaklarının güçlendirilmesini savunacağız.
- Sağlıkta şiddet, mobbing ve güvencesizlik karşısında genç hekimlerin yalnızlaştırılmasına karşı dayanışma ağlarını büyüteceğiz.
- Genç hekimleri ülkeden koparan değil, ülkede tutan bir sağlık ortamı ve çalışma rejimi için mücadele edeceğiz.
Özel hekimlik alanı şirketleşmeye, hak gasplarına ve serbest çalışma hakkının tasfiyesine teslim edilemez!
Özel hekimlik alanı, kamudaki kötüleşen çalışma koşullarının da etkisiyle birçok meslektaşımızın yöneldiği bir alan haline gelmiştir. Ancak bugün bu alan yalnızca düşük ücretler, güvencesizlik ve ciro baskısıyla değil; serbest çalışma hakkını daraltan mevzuat değişiklikleri, muayenehane hekimlerine getirilen kısıtlamalar, şirket kurup fatura kestirme dayatmaları ve hekimlik pratiğini piyasa ilişkilerine tabi kılan düzenlemelerle kuşatılmış durumdadır.
Muayenehanede, özel tıp merkezlerinde, polikliniklerde, özel hastanelerde ve vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışan hekimler bir yandan bağımsız mesleki faaliyetlerini sürdürme hakkını korumaya çalışırken, diğer yandan sözleşme dayatmaları, planlama adı altında getirilen fiili kotalar, keyfi idari uygulamalar ve ekonomik yükler altında çalışmaktadır. Kamuoyunda “har(a)ç düzenlemesi” olarak anılan ruhsat harcı uygulaması ile özel sağlık alanına getirilen yeni düzenlemeler, yalnızca hekimlik yapmayı değil, halkın hekim seçme ve sağlığa erişim hakkını da zorlaştırmaktadır.
Özel hekimlik alanında yaşanan sorunlar yalnızca hekimlerin özlük haklarıyla sınırlı değildir. Sağlık hizmetinin ticarileştirilmesi, denetimsizleştirilmesi ve şirket mantığına göre yeniden düzenlenmesi, hekimlik değerlerini aşındırmaktadır. “Yenidoğan skandalı” etrafında görünür hale gelen bu tablo, özel sağlık alanında kârın insan yaşamının önüne geçirildiği bir düzene itiraz etmenin yalnız mesleki değil, toplumsal bir görev olduğunu göstermiştir.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Özel sağlık kurumlarında çalışan hekimler için güvenceli, bordrolu ve emekliliğe yansıyan ücretli çalışmanın esas alınmasını savunacağız.
- Şirket kurdurup çalıştırma ve fatura kestirme dayatmasının sona erdirilmesini, hekim emeğinin taşeron çalışma biçimleriyle güvencesizleştirilmesine karşı çıkılmasını savunacağız.
- Muayenehane hekimlerinin serbest çalışma hakkını savunacağız.
- Planlama adı altında getirilen kota, sözleşme ve fiili engellerle hekimlerin çalışma hakkının daraltılmasına son verilmesini talep edeceğiz.
- Kamuoyunda “har(a)ç düzenlemesi” olarak anılan ruhsat harcı uygulamasının geri çekilmesini talep edeceğiz.
- Özel hastaneler ve özel sağlık kuruluşlarına ilişkin tüm düzenlemelerde hekim haklarının, mesleki bağımsızlığın ve halk sağlığının esas alınmasını savunacağız.
- Standart sözleşmelerin, çalışma güvencesinin ve etik-deontolojik ilkelerin özel hekimlik alanında güvence altına alınmasını savunacağız.
- Muayenehane, özel hastane, tıp merkezi, poliklinik ve vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışan tüm hekimlerin ortak mücadelesini büyüteceğiz.
Sağlıkta yaşanan sorunların sorumlusu biz değiliz! Sağlıkta şiddete son!
Sağlıkta şiddet münferit bir güvenlik sorunu değildir. Sağlık sisteminin piyasacı biçimde örgütlenmesinin, kışkırtılmış sağlık talebinin, yetersiz personelin, randevu krizinin, performans baskısının ve siyasal hedef göstermenin sonucudur. Hekimler ve sağlık çalışanları, çözmedikleri sorunların sorumlusu gibi gösterilmekte, hastalarla karşı karşıya bırakılmaktadır.
Şiddetsiz bir sağlık ortamı için yalnızca cezaların artırılması değil, şiddeti üreten koşulların ortadan kaldırılması da gerekir. Güvenli çalışma ortamı yaratmak kamunun ve yöneticilerin sorumluluğudur.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Sağlıkta şiddetin ayrı bir suç kategorisi olarak tanımlanmasını savunacağız.
- Beyaz Kod verilerinin şeffaf biçimde paylaşılmasını talep edeceğiz.
- Güvenli çalışma koşullarını sağlayacak mimari, idari ve personel önlemlerinin alınmasını savunacağız.
- Sağlık kurumlarında yeterli sayıda güvenlik personeli bulundurulmasını talep edeceğiz.
- Hasta randevularının yeterli muayene süresi sağlayacak biçimde düzenlenmesini savunacağız.
- Şiddete uğrayan her meslektaşımızla hukuki ve örgütsel dayanışmayı büyüteceğiz.
Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen kamusal bir birinci basamak sağlık sistemi istiyoruz!
Birinci basamak sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetlerinin temelidir. Ancak bugün birinci basamak, kamunun geri çekildiği, hekimlerin işletmeci haline getirildiği, güvencesizliğin ve yönetmelik baskısının arttığı bir yapıya dönüştürülmüştür. Aile sağlığı merkezlerinde çalışan meslektaşlarımız hem fiziksel açıdan yetersiz ve güvensiz binalarda çalışmakta hem de son dönemde bizim “Eziyet Yönetmeliği” olarak andığımız düzenlemeler başta olmak üzere, sürekli değişen mevzuat ve cezalandırıcı uygulamalarla karşı karşıya bırakılmaktadır.
Bu anlayış, birinci basamağı koruyucu sağlık hizmetlerinin temel alanı olmaktan çıkarıp performans, denetim, kesinti ve baskı rejimi içine hapsetmektedir. Oysa nitelikli bir birinci basamak hizmeti; ekip çalışmasına dayalı, bölge ve nüfus temelli, ücretsiz, ulaşılabilir, toplumun ihtiyaçlarını gözeten ve kamu tarafından güvence altına alınmış bir sistem gerektirir.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Eziyet Yönetmeliği olarak andığımız cezalandırıcı düzenlemelerin geri çekilmesini talep edeceğiz.
- Aile Sağlığı Merkezi binalarının kamu tarafından sağlanmasını savunacağız.
- Depreme dayanıklı, havalandırması ve fiziksel koşulları yeterli sağlık yapılarında hizmet verilmesini savunacağız.
- Kira, işletme, bakım ve benzeri yüklerin hekimlerin sırtından alınmasını talep edeceğiz.
- Ceza ve kesinti tehdidine dayalı ödeme rejimlerinin kaldırılmasını savunacağız.
- Emekliliğe yansıyan, güvenceli ve tek kalem ücretlendirme talebini yükselteceğiz.
- Aile Sağlığı Merkezi ile İlçe Sağlık Müdürlükleri arasında ceza ve mobbing değil, ekip ilişkisi kurulmasını savunacağız.
- Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, sevk sistemini esas alan demokratik bir birinci basamak sağlık sistemi için mücadele edeceğiz.
İşyeri hekimliği alanı güvencesizliğe ve taşeronlaştırmaya teslim edilemez!
İşyeri hekimliği alanı da piyasacı politikaların ve güvencesiz çalıştırma rejiminin ağır sonuçlarını yaşamaktadır. İşçi sağlığı alanı, işveren çıkarlarına, taşeron OSGB modeline ve güvencesiz sözleşmelere teslim edilmiş; işyeri hekimleri mesleki bağımsızlıklarını korumakta zorlanan bir konuma itilmiştir. Oysa işyeri hekimliği, işçi sağlığı hakkı mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- İşyeri hekimlerinin TTB asgari ücret tarifesine uygun sözleşmelerle çalışmasını savunacağız.
- Mesleki bağımsızlıklarının güvence altına alınmasını savunacağız.
- Taşeron OSGB sisteminin kaldırılmasını talep edeceğiz.
- İş cinayetleri ve meslek hastalıklarının görünür kılınmasını savunacağız.
- İşçi sağlığı mücadelesinin işyeri hekimlerinin emek mücadelesinden ayrı görülmemesini savunacağız.
Patriyarkal kapitalizmin ürettiği krizler en çok kadınları ve kadın sağlığını vuruyor!
Ekonomik kriz, yoksullaşma, muhafazakâr politikalar, bakım yükünün kadınların omuzuna yıkılması ve sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması, kadın sağlığını daha ağır biçimde etkilemektedir. Kadınların sağlık hakkı, doğurganlık ve annelik üzerinden daraltılamaz. Kadın sağlığı; cinsel sağlık, üreme sağlığı, ruh sağlığı, şiddetle mücadele, bakım hakkı, eşit çalışma koşulları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile birlikte ele alınmalıdır.
Kadına yönelik şiddetin büyüdüğü, kürtajın fiilen erişilemez hale getirildiği, aile planlaması hizmetlerinin zayıflatıldığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hedef alındığı bir dönemde kadın hekimlerin ve tüm kadınların hak mücadelesi ortak bir mücadeledir.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Eşit işe eşit ücret ilkesini savunacağız.
- Güvenceli istihdamı savunacağız.
- Kreş, çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımında kamusal hizmetleri savunacağız.
- Kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin sağlık politikalarını savunacağız.
- Kürtaj hakkı ve aile planlaması hizmetlerinin erişilebilir olmasını savunacağız.
- HPV aşısının erişilebilir ve ücretsiz olmasını talep edeceğiz.
- İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmasını savunacağız.
- Tıp eğitiminde ve sağlık hizmetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin esas alınmasını savunacağız.
Ekolojik yıkım, iklim krizi ve afetler bir halk sağlığı sorunudur!
Ekolojik yıkım, iklim değişikliği, hava kirliliği, su ve gıda krizleri, rant projeleri ve afetlere hazırlıksızlık; halk sağlığını giderek daha ağır biçimde tehdit etmektedir. Sağlıklı yaşam alanı hakkı, sağlık hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. İstanbul gibi büyük bir kentte deprem, hava kirliliği, sıcak hava dalgaları ve rant odaklı kent politikaları birlikte ele alınmak zorundadır.
Afet yönetimi piyasacı anlayışa bırakılamaz. Sağlık hizmetinin afet koşullarında sürekliliği, güçlü bir kamusal hazırlık, dayanıklı sağlık yapıları ve toplumla birlikte örgütlenen bir planlama gerektirir.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- İstanbul depremini öncelikli bir halk sağlığı sorunu olarak ele alacağız.
- Hastanelerin ve birinci basamak sağlık yapılarının afetlere dayanıklı hale getirilmesini talep edeceğiz.
- İklim krizi ve hava kirliliğinin sağlık etkilerine ilişkin verilerin şeffaf biçimde paylaşılmasını isteyeceğiz.
- Kanal İstanbul ve benzeri rant projelerine karşı yaşamı ve halk sağlığını savunacağız.
- Ekoloji, sağlık ve kent hakkı mücadelesini birlikte büyüteceğiz.
Emekli hekimler insana yaraşır bir yaşamı hak ediyor!
Uzun ve ağır bir meslek yaşamının ardından emekli olan hekimler, parçalı ücret rejimi, emekliliğe yansımayan ödemeler ve düşük gelir düzeyi nedeniyle insanca yaşam koşullarından mahrum bırakılmaktadır. Emekli hekimlerin yaşadığı sorunlar yalnızca emeklilerin değil, bugün çalışan tüm hekimlerin de geleceğini ilgilendirmektedir.
Demokratik Katılım Grubu olarak;
- Emekliliğe yansıyan tek kalem ücret rejimini savunacağız.
- Emekli hekimler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesini talep edeceğiz.
- Tüm emekli hekimler için insanca yaşamaya yetecek geliri savunacağız.
- Emekli hekimlerin sağlık hizmetine erişimde karşılaştığı sorunların görünür kılınmasını savunacağız.
- Emekli hekimlerle dayanışmayı güçlendireceğiz.
Demokratik Katılım Grubu olarak yeni dönemde sizlerle birlikte hayata geçirmek istediğimiz projelerimiz var. Bugüne kadar parça parça yürüttüğümüz etkinlikleri daha bütünlüklü bir program çerçevesinde geliştirerek sizlere sunmak istiyoruz. Amacımız hem mesleki hem de sosyal alanlarda daha fazla yan yana gelmek; daha çok hekimin İstanbul Tabip Odası çatısı altında hem meslektaşlarına hem topluma katkı sunmasını sağlamaktır.
Hekimlerle El Ele projemiz kapsamında, asistan ve genç uzmanlara yönelik mezuniyet sonrası eğitimler planlıyoruz. Alanında deneyimli meslektaşlarımızın katkısıyla; akut koroner sendrom, akut böbrek yetmezliği, beyin kanamaları, travma, epilepsi ve eklampsi gibi sık karşılaşılan klinik başlıkların yanı sıra, makale yazımı, araştırma planlama, kaynak tarama, sunum hazırlama, malpraktis ve ilk yardım gibi konularda da düzenli eğitim programları oluşturmak istiyoruz.
Hastalarla El Ele projemizle, halkı sağlık konularında doğru ve güvenilir biçimde bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda toplum nezdinde giderek değersizleştirilen hekimlik mesleğinin saygınlığını güçlendirmek istiyoruz. Düzenli toplantılarla halkın merak ettiği ya da yanlış bildiği konuları ele almayı, özellikle aşı gibi temel halk sağlığı başlıklarında bilgilendirici çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz.
Toplumla El Ele projemizde ise İstanbul Tabip Odası’nın toplumsal sorumluluğu doğrultusunda, güncel toplumsal sorunları uzmanlarıyla birlikte tartışmak istiyoruz. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve derin yoksulluk gibi başlıklarda hem söz üretmeyi hem de çözüm yolları geliştirmeyi önemsiyoruz.
Hekim Forumu projesiyle, doğrudan demokrasi deneyimini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Temsilciler Kurulu ve komisyonlarımızın birikimini daha geniş bir hekim kitlesiyle buluşturmak; asistan, aile hekimi, işyeri hekimi, pratisyen ve emekli hekimleri doğrudan söz ve inisiyatif almaya davet etmek istiyoruz. Hekimlerin sorunlarını doğrudan dinleyip ortak çözüm önerileri üretmek temel yaklaşımımız olacaktır.
HerHaftaBirHastane/SağlıkKurumu projemiz kapsamında İTO Yönetim Kurulu, Temsilciler Kurulu, Komisyon üyelerinden oluşacak bir heyetle her hafta bir sağlık kurumunu (kamu/özel hastane, ASM, İSM, İşyeri Hekimliği) ziyaret ederek meslektaşlarımızla yüz yüze iletişim kurmayı hedefliyoruz.
Bunların yanında, Dr. Ali Özyurt anısına düzenlenen edebiyat matinelerini süreklileştirmek, bir e-kitap kütüphanesioluşturmak, üyelerimizin birlikte üreteceği ve kaynaşacağı kurslar düzenlemek ya da mevcut kurslarda hekimlere özel olanaklar sağlamak istiyoruz. Fotoğrafçılık, yapay zekâ araçlarını verimli kullanma, amatör kaptan ehliyeti, bağlama ve gitar kursları bunlardan bazıları olabilir.
Ayrıca, odamıza bağlı hekimlerin katılımıyla kurulan İTO Korosu’nu geliştirmeyi ve İstanbul’u Tanıyalım Gezileri düzenlemeyi hedefliyoruz. Böylece hem dayanışmayı hem de ortak üretim kültürünü güçlendirmek istiyoruz.
Demokratik Katılım Grubu olarak bizler, hekimlik mesleğinin değerlerini, halkın sağlık hakkını, kamucu sağlık anlayışını, dayanışmayı, demokrasiyi, eşitliği, laikliği ve barışı birlikte savunuyoruz. Meslek odamızın, örgütlü mücadelenin ve dayanışmanın büyütüldüğü bir alan olması gerektiğini biliyoruz.
Özlük haklarımızı savunmanın, iyi hekimlik değerlerine sahip çıkmanın, halkın sağlık hakkı için mücadele etmenin ve meslektaşlarımız arasındaki dayanışmayı büyütmenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine inanıyoruz.
Bu anlayışla, İstanbul Tabip Odası’nı daha güçlü, daha katılımcı, daha mücadeleci bir hatta birlikte taşımaya kararlıyız.